OKUMAK!
5 Nisan tarihli Çanakkale Olay Gazetesi’nde “Biz Okuyoruz, Siz Ne Yapıyorsunuz?” başlıklı bir haber yer aldı. Bir grup üniversite öğrencisi sahilde banklarda, kaldırımlarda, yol kenarlarında oturarak kitap okudu. Ve yapılan açıklamada; Yoldan geçen insanlara görsel mesaj vermek istediklerini ve onlara “ siz de okuyun” demek istediklerini belirttiler.
Ne güzel! Kitapların silahlarla birlikte suç unsuru olarak televizyon ekranlarında gösterildiği günlerden bugünlere!..
Kitap okuduğu için nice insanların başlarına bela aldığı dönemlerden, okumanın teşvik edildiği günlere!..
Bu ülkede kaç kitap yakıldı, kaç kitap yasaklandı, kaç gazete toplatıldı, kaç yazar çizer mapushanelerle tanıştı!..
Evet öncelikle okumak, dinlemektir. Düşüncelerimizi farklı, eleştirel görüşlerle tanıştırmaktır. İnsanlığın biriktirdiği bütün değerleri kavramaya çalışmaktır. Dün, bugün, yarın arasında bağlantı kurma perspektifine ulaşma çabasıdır.
Bilim, tarih, sanat, kültür alanlarına zevkle, heyecanla değişme çabasıyla, yenilenme duygusuyla yolculuk yapma serüvenidir.
İnsan olma, kendini gerçekleştirme, topluma ışıklı yollar sunma gayretidir. Bizden farklı düşüneni, aykırı düşünceleri tanıma, tanımlama çabasıdır.
Karşıt olduğumuz görüşlerden, düşüncelerden öğrenme, bilerek ve bilinçle eleştirme düzeyine ulaşma yöntemidir.
Bilgi edinme, bilge olma ve yenilenme yöntemine ulaşma anahtarıdır. Okumak, insan olmanın sırları ile tanışmanın alçak gönüllülüğün ve her şeye ve herkese yararlı olmanın toplamıdır.
İşte bu anlayışla ve bu temelde okumalı ve okumanın güzelliklerini anlatmalıyız, bıkmadan usanmadan.
Eğer bütün otoriteleri ve devletlerin resmi ideolojilerini değişmez ayetler olarak görüyorsanız, siz okumayın!..
Ben her şeyi biliyorum; yenilenmeye, değişmeye ihtiyacım yok diyorsanız, siz de öyle!..
Mevki, makam ve kürsü sahibi olmak için el etek öpüyorsanız, bukalemunlaşıyorsanız, ‘saray soytarıları’ na taş çıkartıyorsanız, siz de hiç okumayın!..
Her devrin ve dönemin adamı olma çabasında iseniz, kitaplardan uzak durun!..
Zalimlerin yanında saf tutuyorsanız, halkın ekmeğini çalıyor yada çalanlara boyun eğiyorsanız, sakın okumayın!..
Farklılıklara tahammülünüz yoksa, düşüncelerinizi eleştirilere kapatmışsanız, kitaplara el sürmeyin!..
Yaşadığınız dünyaya ve topluma yabancılaşmışsanız, halkın acıları sizi etkilemiyorsa, siz de okumayın, cehalet size daha çok yakışır ve halka ve ülkeye zarar verme ihtimaliniz azalır.
“Topraktan öğrenip, kitapsız bilendir
Hoca Nasreddin gibi ağlayan,
Bayburtlu Zihni gibi gülendir”
Bu mısralarda anlatılanlar ise konumuzun dışındadır.
Evet, gün yediden yetmişe okuma günüdür. Okumaya geç kalmak, hayata ve insana geç kalmaktır!..
