4 Eylül 2010

Hava Durumu Çok Okunanlar

Hiç vakit geçirmeden!İ. Sabri DurmazEvrensel




Hiç vakit geçirmeden!

“Yok canım, biz memuruz; bunu bize yapamazlar” deniliyordu, ama “yapamazlar” denilen yapılıyor!
Özelleştirmeler yapılıp işçiler sokağa atılırken ya da 4-c uygulamasına sürülürken, kamu emekçilerinin önemli bir kesimi, bunun işçilere has bir uygulama olduğunu söylüyor, kendilerini ilgilendirmediğini düşünüyorlardı.
Ya da kamu hizmetleri ticarileştirilip her yerde kârlılık esas alınır, taşeronlaştırma mantar gibi çoğalırken, pek çok kamu emekçisi bunların da işçilerle ilgili olduğunu, kendilerini ilgilendirmediğini düşünerek; tepki gösteren, eylem yapan arkadaşlarını ve sendikaları, kötü niyetli olmak, hükümeti yıpratmak istemekle de suçluyorlardı.
Eğitim, sağlık, ulaşım ve öteki kamu hizmetleri adım adım paralı hale getirilirken, bunun sadece ceplerinden çıkacak üç beş kuruştan ibaret olduğunu düşünüp; “Ne olacak, biraz masraf etmemek için bu kadar tepki göstermek doğru değil, sonuçta devlet de bizim devletimiz!” diye düşünen geniş bir kamu emekçisi kesimi vardı. Ve ne yazık ki sadece bu sıradan kamu emekçileri değil, “devlete, hükümete yakın kamu emekçisi sendikaları” da “iş güvenceli çalışma” ile bu hizmetlerin kamu hizmeti olması arasında bir bağ olmadığını sanıyorlardı.
Ama hafta başında ortaya çıktı ki; hükümet, 1 milyon 300 bin kamu emekçisini sözleşmeli hale getirecek bir “personel kanunu” değişikliği yapmaya hazırlanıyor. Üstelik de, hükümetin dizinin dibinde sendikacılık yapan sendikacılara bile haber vermeden!..
Olan, hükümetin bir anda karar verdiği bir şey değildir. Tersine; özelleştirmeler ve ticarileştirmelerle kamu hizmeti kamuya yönelik bir hizmet olmaktan çıkarılıp, kârı esas alan bir faaliyete dönmüşse; artık her şeyi kâr belirler hale gelir. Öyle olunca da o hizmetin başındakiler için artık kârı çoğaltmak, personel giderlerini en aza indirgemek bir gereklilik haline gelir. Bu ise “memur statüsü” ile çelişir. Çünkü o “kadro” artık, “artı değer üreten bir işçi kadrosudur” ve ihtiyaç duyulmadığında kapı önüne konması gerekir; aksi halde kâr gerektiği düzeyde gerçekleşmez!
Taşeronlaştırma, kârı artırma çabalarının en uç biçimi olduğuna göre geri kalan personelin taşeron işçisine göre yüksek ücretli, iş güvencesi olan “memur olarak çalışmaya” devam ediyor olması, sadece “zaman” sorunudur. Burada zaman, “takvimsel” bir zaman değil emekçilerin hükümeti geri adım atmaya zorlayacak kadar bir güçle direnemeyeceği, yeterli tepkiyi gösteremeyeceği döneme karşılık gelen “zaman”dır. Hükümet şimdi o “zamanın geldiğini” düşünmüş olmalı ki, şimdi yasayı Meclis’ten geçirmek için harekete geçmiştir.
Çünkü hükümet, elbette her zaman emek mücadelesini izlemektedir ve 26 Mayıs’ta sendikaların bölündüğünü gördüğü için de hamlesini yapmak, uzunca bir zamandan beri sözü edilen düzenlemeyi yapmak istemektedir. Onun için de elini çabuk tutacağı; sendikalar daha ne olup bittiğini fark etmeden, fark etseler bile kendilerini toparlamaya fırsat bulamadan yasayı çıkarmak istemektedir.
Emek cephesi şimdi, yanıtı içinde saklı şu sorulara acilen yanıt vermek durumundadır:
1-) Sendikalar, 26 Mayıs’ı gerektiği gibi bir “genel eylem”, genel grev günü olarak gerçekleştirseydi, hükümet bu yasayı gündeme getirmeyi göze alabilir miydi?
2-) Bazı kamu emekçisi sendikaları, tüm sendikalarla birleşip derhal harekete geçmek yerine, hâlâ bu sorunu hükümeti ikna edecek bir diyalogla çözelim demekte ısrar edecek midir?
3-) İşçi sendikaları, “Canım bize ne, bu memurları ilgilendiren bir sorundur” aymazlığına düşmeden, “Bu emek mücadelesinin sorunudur, en az memur kadar işçiyi de ilgilendirir ve bu, aynı zamanda taşeronlaştırmayı kaldırma mücadelesinin bir boyutudur” deme sorumluluğunu gösterecek midir?
Hükümet kararlıdır, sermaye düzeninin gereği de kamu emekçilerinin iş güvencesinin kaldırılmasını gerektirmektedir. Bunu önleyebilecek tek güç ise sendikaların birleşip harekete geçmesidir.
“Yaz tatili”, “Hele bir bakalım, hükümeti yoklayalım” filan bahanelerine sığınmadan ve hiç vakit geçirmeden!.








Lütfen tüm alanları doldurun. Girdiğiniz bilgiler kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.







Lütfen tüm alanları doldurun. E-mail adresiniz kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.

Yazarın Önceki Yazıları