4 Eylül 2010

Hava Durumu Çok Okunanlar

SIDIKA PLATİN



İlk defa edebi sözcükleri yan yana getirmeden, herkesin televizyonlarında gördüğü olayı ben de içimden gelerek, duygularım üzerinde oynamadan, hiçbir düzeltme yapmadan yazmaya çalışacağım. Bu yazıda kurgu olmayacak. Bu bir “hikaye” değil. Hele Cilavuz hikayesi hiç değil. Kaç gündür bir türlü aklımdan çıkaramadığım, yazmazsam iflah olamayacağım bir dram. Gören gözlerimize en ağır sorumluluk Sıdıka Platin.

Belki yıllarca daha beterlerine tanık olmuştur gözlerimiz. Her nedense bu olay beni derinden etkiledi. Söyleyecek bir şey bulamadım. Yalnızca tekrar tekrar izledim, dişlerimi sıkarak. Sıdıka’nın yüzüne bakarken utandım insanlığımdan.

Neydi Sıdıka’nın suçu? Yoksa baba evinden gelin verildiğinde “eti senin kemiği de senin” mi denilmişti? Ya da yoksul haneye sayılan birkaç liralık başlık mıydı Sıdıka’yı kasaplık yapan. Belki de boğazından geçen birkaç lokma ağır gelmişti yoksulluğun ortasında kocasına. Belki de yanlış tanımlar bunlar. Suçu hep Sıdıka’da aramak.

Doğru olan belki de bu yazıda tek suçlu aramamak. Tek suçlu yerine suçlular aramak en doğrusu. Suçlular gören gözler, duyan kulaklar yani beş duyusu olan herkes.

Fazla uzatmak istemiyorum. Gözlerim nemlendi. Bir daha Sıdıka’yı, böyle kulağı kesildikten sonra kocasının eline tutuşturulmuş, ağır aksak yürüyüşünü arkadan görmek istemiyorum.

Yani tekrar ağlamak istemiyorum.








Lütfen tüm alanları doldurun. Girdiğiniz bilgiler kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.







Lütfen tüm alanları doldurun. E-mail adresiniz kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.

Yazarın Önceki Yazıları