4 Eylül 2010

Hava Durumu Çok Okunanlar

GERÇEK ADALET VE YARGI BAĞIMSIZLIĞI İÇİN DEMOKRATİK TÜRKİYE-LEVENT TÜZEL



Devlet yönetiminde yaşanan güç ve iktidar çatışmasında yeni bir safhaya girilmiş görülmektedir. İrticai faaliyetlerle ilgili bir soruşturmayı yürüten Erzincan Başsavcısının Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklanması -Türkiye’de bir ilk olarak- iktidar ve muhalefet çevreleri arasında sürmekte olan çatışmayı yeni bir boyuta taşımıştır. Siyasi çevrelerle sınırlı kalmayan karşılıklı açıklamalar yüksek yargı kurumları ile hükümet ve bakanlık arasında sürerken, mesele hukuk ve yetki sorunu olarak topluma yansıtılmaktadır.



Artık çarpıcı bir biçimde görülmektedir ki, yargı, hukuk ve adalet, egemen güçlerin farklı kliklerinin birbirlerine karşı yürüttükleri iktidar çatışmasının unsuru haline gelmiştir. Yargı bağımsız olmadığı gibi siyasetin de dışında değildir. Yargı bölünmüş, halkın mahkemelere güveni kalmamıştır. Güç savaşı içindeki her siyasi yapı, etkisindeki kurumları harekete geçirerek adeta elindeki kartları devreye sokmakta, bu çatışmayı sürdürmektedir. Şemdinli, Ergenekon, irticai faaliyetler gibi Soruşturmalarda olduğu gibi müdahaleler hem yargı içinden hem de bakanlık gibi devlet bürokrasisinden olabilmektedir.



Son olarak, gerçeklere ulaşmayı ve demokratikleşmeyi önleyen bu düzenin en tepesindeki Cumhurbaşkanlığı, AB standartlarına işaret ederek kriz ve gerilimi engellemek için, yeni bir kutuplaşma olmaması yönünde taraflara uyarıda bulunmaktadır. Ancak gerçek adalet ve demokrasi isteyenlerin bu gerilimden ürkmesine neden yoktur. Çünkü bu gelişmeler; yargı ve hükümet arasında ayyuka çıkmış olan bu çatışma, Türkiye’nin, halkın iradesine aykırı devlet yapısını, adalet mekanizmasını ve demokrasi yoksunluğunu gözler önüne sermektedir.



Adı geçen irticai faaliyetler Şemdinli veya Ergenekon soruşturması ya da başkaca toplumsal boyutlu hukuki yargılamalar bu kapışma ve müdahalelerin etkisi altındayken, gerçeğin ortaya çıkması nasıl mümkün olacaktır? Mevcut çatışma halinin gösterdiği bu yargı ve meclis yapısının, bu siyasi sistem ve iktidar koşulları altında gerçekleri ortaya çıkartamayacağıdır. İşte bu nedenle, hem siyasi cinayetlerin aydınlatılması hem de karanlık güçlerle hesaplaşılması için bağımsız komisyon kurulması zorunludur diyoruz.



Ortada Başbakan yardımcısı Arınç’ın söylediği gibi “ karanlık odaklara karşı sürdürülen bir hukuk mücadelesi” de yoktur. Siyasi cinayetlerin mağdurlarının ailelerinin talepleri, bu “güçlü iktidara” rağmen hala ortada durmaktadır. Hükümetin darbecilerle gerçek bir hesaplaşma niyeti de yoktur. Arınç, olan bitenlerle ilgili “gerçek Türkiye bu değildir” diyerek yaşananları bir normalleşme, askeri ve statükocu vesayete karşı sivil bir halk iradesi savunusu olarak göstermek istemektedir. Ancak gerçek bu değil. Olup-bitenleri demokratikleşmeyle ilişkilendirmek mümkün olmadığı gibi, yaşananlar üzerinden hükümetin getirmek istediği yargı reformuyla AKP iktidarını güçlendirmeyi planladığı, kullanılan “kutlu yürüyüş, ülkenin şahlanışı” gibi ifadelerle siyasi hedeflerin gözetildiği de ortadadır.



Ana muhalefetin meseleyi getirip erken seçime bağlamasının da ülkenin demokratikleşmesine ve halka sunacağı bir katkısı yoktur. Sorun, seçimin ne zaman yapılacağı değil, hangi koşullar ve ne tür yasal düzenlemeler altında yapılacağıdır. Mevcut baraj sistemi, siyasi yasaklar ve hazine yardımı gibi eşitsizlikler ve anti-demokratik mevzuat koşulları sürdükçe, yapılacak bir seçimden gerçek halk iradesinin ortaya çıkması beklenmemelidir. Ancak iktidarın da, muhalefetin de antidemokratik yasa ve uygulamalardan duyduğu bir rahatsızlık yoktur.



Halkımız, gerçek adalet için yargı bağımsızlığına ve demokratikleşmeye şiddetle ihtiyaç duymaktadır. Ancak ne mevcut durum, ne de AKP’nin hesapları halkın bu ihtiyacını karşılayacaktır. Ancak acilen yapılması gereken;

1- Eski DGM’lerin devamı olan Özel Yetkili Mahkemeler kaldırılmalıdır.

2- HSYK’nın yürütmeden bağımsızlığı ve idari özerk bir kurum olması sağlanmalıdır.

3- Ülkemiz tarihinde yaşanmış devlet organizasyonu toplumsal olayların ve insanlık suçlarının aydınlatılması için devletin yasama, yürütme ve yargı erklerinin dışında bağımsız bir soruşturma komisyonunun oluşturulması, demokratikleşmenin ilk adımları olacaktır.

Emek Partisi Genel Başkanı











Lütfen tüm alanları doldurun. Girdiğiniz bilgiler kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.







Lütfen tüm alanları doldurun. E-mail adresiniz kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.

Yazarın Önceki Yazıları