4 Eylül 2010

Hava Durumu Çok Okunanlar

HERŞEYİMİZ OLAN ONLARIN



Ezilen-sömürülen kadın, dövülen- dövünen kadın, sövülen –sürünen kadın, cinayete- töreye kurban edilen kadın, pazarlarda meta olarak görülen kadın. Sessiz kadın, cahil kadın, vs vs .. Say sayabildiğin kadar.

Nedir bu çile, bu kader, onların tercihi ve isteği mi? Yoksa onlara barbarca, hunharca, biyolojik gücün verdiği bir erkle dayatılan bir yaşam mı?

Elbette ki dayatılan bir yaşam. Dayatılan bu kara tablo olmasa her eline fırsat geçtiğinde haykırarak bende insanım, benimde yaşamaya, yaşatmaya hakkım var der mi. Yada her alanda, her yerde bir yandan ekmeğini örerken bir diğer yandan yavrularının geleceği için adeta bir kuş misali kanat çırparak, eşine, yoldaşına kol kanat gererek baskıya, zulme , dayatılan köleliğe hayır der mi?

Onları bir yandan bu acımasız kapitalist düzen, feodal yapı ve öncesi bir hiç sayarak ikinci sınıf insan görürken bir diğer yandan babaları, erkek kardeşleri sonrada kocaları horlamış, dışlamış, onlara bu güzelim dünyada göz açtırmamış hayatlarını zindan etmiştir.

Karnından sıpayı, başından sopayı eksik etme ile başlayan baskı, töre, berdel, taciz, başlık parası onursuzluğunu onlara layık gören bu vahşi anlayış bir diğer yandan da savaşlarla onlara acı çektirmekte evlatlarını katletmekte onlara gözyaşı döktürmekteler.

Hülasa yaşamın her alanında baskı ve sömürüye muhatap olan , onlar olmuş, Düşük ücret, fazla mesai ile çalışmakta çoğu zaman patronlarının haksız baskısı ve tacizine de maruz kalmıştır. Evinin kurucusu , direği olmuş yeri gelmiş saçını süpürge etmiş , tek başına sokağa çıkmış damga yemiş. En tabi hakkı olan öğrenim hakkını , eğitim hakkını bile tam anlamıyla kullanamamış, kötü muamele görmüş, dedikodulara maruz kalmış, yeri gelmiş kendini bilmezlerin masasına meze edilmiştir.

Daha sayalım mı? Ama bunlar , bu çektiklerini saymakla bitiremediklerimiz, bizim, anamız, bacımız, teyzemiz, halamız ve de karımız. Namus dediğimiz, uğruna ant içtiğimiz öldüğümüz, öldürdüğümüz.

Ne yazık ki işimize gelince her şeyimiz olan bu değerlere, bu canlara taptığımız, onlarsız olmazsa olmaz dediğimiz lafta kalıyor, zora geldiğinde acımadan gözümüzü kırpmadan kıyabiliyoruz.

Kadına şiddet de önde olmamıza rağmen sokaklarda , seçim alanlarında ağzımızın alamadığı kadar ahkam keser onları över yere göye sığdıramayız.

Bu da görülüyor ki tıpkı diğer toplumsal kıyım ve haksızlıklar gibi kitlesel, örgütsel mücadele edilmesi gereken talep ve sorumluluklarımızdır. Bu vesile ile tüm Dünya emekçi kadınlarının bu emek ve mücadele gününü kutlar , daha güçlü , daha aydınlık günlerde uzun ve sağlıklı yaşam sürdürmelerini dilerim.








Lütfen tüm alanları doldurun. Girdiğiniz bilgiler kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.







Lütfen tüm alanları doldurun. E-mail adresiniz kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.

Yazarın Önceki Yazıları