4 Eylül 2010

Hava Durumu Çok Okunanlar

BİR KISIR DAĞI HİKAYESİ



Bir karartı geçti köyün içinden. Perdelerini aralayıp dışarı bakanlar karartıyı daha apak görebilmek için camlarının buzlarını nefesleriyle eritip kollarıyla sildiler. Camların arkasından karartının yüzünü seçebilmek imkansızdı. Kimdi bu, ne yandan gelmişti. Hangi dağdan inmişti. Gelmişti de şu kuş uçmaz köyün ortasına konmuştu.



Kısır Dağı bu mevsimde hiçbir canlıyı barındırmazdı. Kurdu kuşu bile yerin bin metre derininde bulabilirdiniz.



Karartı köyün içinde yönünü tek bir yana doğrultmuş kararlı adımlarla ilerliyordu. Üstü başı kar içindeydi. Sanki binlerce yıl öncesinden kalma buzların altından çıkmış da gelmişti bu köye. Sanki binlerce yılın soğuğu, karı, donu, yağmuru, güneşi, gecesi, gündüzünü beraberinde taşıyordu.



Bir felaket tellalı mıydı? Köyün başında dolanan bir kara gün muştucusu muydu? Belki de yolunu kaybetmişti. Ama öyle görünmüyordu. Yolun kaybetmiş biri olsaydı adımları yavaşlar, sağa sola bakınıp dururdu. Ama öyle de değildi. Yanına yöresine bakmadan ilerliyordu.



Tipinin duvarlarını karla sıvadığı birkaç toprak damı geçti. Otluğun dibinde birkaç köpek ürümesi karartının attığı adımları değiştirmeye yetmedi. Çeşmeyi geçti. Daha önce tanıyordu bu köyü, bu çeşmeyi. Çeşmenin biriktirdiği suyun buzuna basmadan yanından emin adımlarla ilerledi. Bir iki kadın ellerindeki kovaları bırakıp geçip giden karartıya baktılar. Çocuklar oyunlarını bıraktılar.



Birkaç toprak damla beraber köy meydanını geçti. Beş on adım daha attıktan sonra durdu. Bir daha kıpırdamadı. Başını kaldırdı. Soğuktan donmuş gözlerini Kör Seferin evine odakladı. Soluk alışı hızlandı. Gerildi. Her soluk verişinde ağzından çıkan buhar köyün ortasında buza kesti.



Köyün çoluk çocuğu, karısı, kızı, yaşlısı, genci ayakta duran hastası bile karartının on adım arkasında hilal şeklinde sıralandılar. Kimse önüne geçemedi. Geçip de kim olduğunu göremediler. Bakamadılar korkularından yüzüne.



Kör Sefer yığılan kalabalığın önündeki karartıyı önce seçemedi. Biraz daha baktı, hemen perdeyi kapattı. Eli ayağı çözüldü. Boğazından kursağına doğru bir ağrı indi. Boşaldı. Tanımıştı geleni. “Ali Osman” dedi, kurumuş, birbirine yapışmış dudaklarının arasından belli belirsiz çıkan bir sesle. “Nerden çıktı şimdi bu? Bunca zamandır nerdeydi? Seferin beti benzi iyice attı.





Bir kuşluk vakti köy çalkalanmıştı. Köyün yayladaki tüm malları çalınmıştı. Çobanın elini ayağını bağlayıp götürmüşlerdi. Tüm aramalara rağmen hırsızları bir türlü bulamamışlardı. Bunu fırsat bilen Sefer çobana ant içtirip, elini Kurana bastırarak hırsızın Ali Osman olduğuna ikna etmişti. Köylü de bir suçlu arıyordu. Onlarda bulmuştu suçluyu. Suçlu Ali Osmandı. Ali Osman herkesin ağzındaydı. Kundaktaki bebeler bile hırsızın Ali Osman olduğuna inanmıştı.



Ali Osman köy köy, mağara mağara, koyak koyak saklanmış candarmaya yakalanmamıştı. Aylar sonra hırsızlar malları satarken yakalanmışlardı.



Bir kaya gibi duruyordu Ali Osman Seferin evinin önünde. Biraz sonra açılacak kapıdan dışarı çıkacak Seferi bekliyordu. Ali Osman bir zaman daha bekledi. Ne kapı açıldı, ne de Sefer dışarı çıktı.



Ali Osman ağzını, yüzünü sardığı çaputu açtı. Yüzü iyice netleşti. Etrafını saran köylü tanımıştı Ali Osmanı. Başlarını öne eğdiler. Seferin oyununa nasıl da gelmişlerdi. Nasıl da kanmışlardı Kör Sefere.



“Çık dışarı Sefer iti!” Ali Osmanın sesi Kısır Dağında yankılandı. “Kesin öldürecek Seferi bu Ali Osman. Bunca iftiraya, bunca kara çalmaya kim dayanır.” Ellerini önlerinde kavuşturmuş köylüler birbirlerinin yüzüne bile bakamadan akıllarına geleni kendilerine bile söyleyemediler. “Bunca zamandır dağlarda gezdi. Tarlada harmanı yandı. Çifti çubuğu dağıldı. Öldürmeye geldi Kör Seferi. Kurtuluşu yok Körün.”



Kör Sefer dışarı çıkmadı. Ali Osman bir tek adım bile atmadı Seferin evine doğru. Köylüden çıt çıkmıyordu. Ali Osman geriye döndü. Bir teki bile Ali Osmanın yüzüne bakamadı. Ali Osman Kısırın ak doruklarına baktı. Hareketlendi. Tekrar durdu. Köylülerin yüzü aydınlandı. Ali Osman onlara; “Sizin suçunuz yok. Bana ne yaptıysa Sefer iti yaptı.” diyecekti. Beklediler, demedi. Geldiği yoldan köyün dışına çıktı. Köylüler Ali Osmanın bedeni uzaklaşıncaya kadar arkasından baktılar. Ali Osmanın bedeni karartıya dönüştü, Kısırın eteklerinde kayboldu.



Sefer bir daha ne dışarı çıktı, ne de köylüler utançlarından Ali Osmanın adını ağızlarına aldılar.









Lütfen tüm alanları doldurun. Girdiğiniz bilgiler kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.







Lütfen tüm alanları doldurun. E-mail adresiniz kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.

ilhan | 01:01

elıne sağlık kardeşim hep seni takıp edıyorum

cengiz | 08:32

kalemine sağlık Mustafa'm....

Yazarın Önceki Yazıları